Hava Durumu

28034 Ziyaretçi

havalandırma temizliği

HASTA BİNA SENDROMU

Hasta bina sendromu (plaza hastalığı): Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rasim Küçükusta`nın ``bina içi kirlilik`` olarak da tanımladığı sendrom, gelişmiş ülkelerde insanların zamanlarının yüzde 95`ten fazlasını kapalı mekanlarda geçirdiği hesaba katıldığında, önemli bir toplum sağlığı sorunu olarak algılanıyor. Genellikle dev iş merkezlerinde, plazalarda çalışanlarda görülüyor. Sendrom, hanımlarda ve alt kademe memurları daha fazla etkiliyor.

Belirtileri, baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk, yorgunluk hissi, göz iritasyonu (gözlerde sulanma, kaşınma, kızarıklık), burun iritasyonu (burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı), boğazda yanma, boğaz kuruluşu, gıcık şeklinde öksürük, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı, cilt kuruluğu, ciltte kaşıntılar, burun kanaması, koku ve tat alma bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü olarak sıralanıyor.

Belirtilerin, kişinin çalışma ortamından uzaklaştığı tatil günlerinde tamamen ortadan kalkması, hastalığın karakteristik özelliklerinden sayılıyor. Sendromun, nedeni bilinmiyor.

İç Hava Problemine Neler Sebep Olur?

Bünyelerindeki bazı gaz ve parçacıkları iç ortama bırakan kirleticiler, ofislerde iç hava kalitesi problemini oluşturan ana faktörlerdir. Özellikle yetersiz havalandırma,ofis içindeki kirleticilerin yoğunluğunu arttıracak ve bunların dış ortama atılmalarını engelleyecektir. Yüksek sıcaklık ve nem seviyeleri bazı kirleticilerin konsantrasyonlarını arttıracaktır.

Kirletici Kaynaklar

İç hava kalitesini olumsuz etkileyen birçok kirletici vardır. Bunlar; yağ, gaz, kömür, odun, ve tütün ürünleri olabildiği gibi, yapı malzemeleri, ıslak halılar, sıkıştırılmış ağaç orman ürünlerinden yapılmış mobilyalar; ofis  temizliği ve çeşitli bakım işlemleri için kullanılan maddeler, merkezi ısıtma/soğutma sistemleri ile nemlendirme cihazları ve dış havada bulunan kirleticiler olabilir. Yapı malzemeleri, mobilyalar ve hava tazeleme ürünleri sürekli olarak az ya da çok kirletici madde salgılarlar. Ayrıca, evdeki aktivite seviyesine bağlı olarak aralıklı olarak bazı kirletici maddeler açığa çıkar. Örneğin; sigara dumanı, iyi havalandırılmamış ortamda kurulu sobalar veya ısıtıcılar, temizlik amaçlı bazı çözücülerin kullanımı, böcek ilaçları bunların arasında ilk akla gelenlerdir. Yukarıdaki aktivitelerden sonra bu kirleticiler uzun bir süre havada kalabilirler.

Problemin Kapsamı

Söz konusu kirletici kaynaklar ve bunların sağlık üzerine etkileri konusundaki bilgiler, ABD ve Kanada’da yüksek katlı binalarla ofislerde yapılan araştırma sonuçlarına dayanmaktadır. Bu araştırmalar göstermiştir ki, bu yapıların %30 –50’ si biyolojik kirleticilerin gelişimine müsaade eden yüksek rutubet seviyelerine sahiptiler. Araştırmaya esas teşkil eden yapılarda ikamet edenlerin geçirdiği bazı hastalıklara bu kirleticilerin neden olduğu belirlenmiştir. Bu oranlar sıcak ve nemli iklim bölgelerinde daha da yükselmiştir.

Biyolojik Kirleticilerin Sağlık Üzerine Etkisi

Hepimiz biyolojik kirleticilere açık durumdayız. Bununla beraber, sağlığımız üzerindeki etkisi; biyolojik kirleticinin tipine, miktarına ve kişiye göre değişiklik göstermektedir. Bazı kişiler belli biyolojik kirleticilere karşı reaksiyon göstermezken, diğerlerinde aşağıdaki rahatsızlıklardan biri ya da birkaçı görülebilir:

  • Alerji
  • Enfeksiyon
  • Zehirlenme

Enfeksiyonun iç ortamda yayılması hariç, ALERJİK REAKSİYONLAR evlerde karşılaşılan en yaygın sağlık problemlerindedir. Bunların yaygın olarak kedi ve köpek gibi hayvanlardan ve evdeki tozda barınan küçük parazitik canlılar (mite) ile polenlerden kaynaklandığı bilinir. Alerjik reaksiyonlar, hafif geçebileceği gibi ağır astım krizlerine yol açabilecek seviyede ciddiyet de taşıyabilir. Bazı yaygın belirtileri aşağıdaki gibi olabilir:

  • Sulu gözler
  • Sürekli akan burun ve aksırma
  • Geniz akıntısı
  • Kaşıntı
  • Öksürük
  • Hırıltı ve güçlükle nefes alma
  • Baş ağrısı
  • Yorgunluk

Astım hastalarının solunum yolları solunumu güçleştiren değişik tahriş edici maddelere karşı çok hassastırlar. Astım hastalarının sayısı geçtiğimiz yıllarda hızla artış göstermiştir. ABD’ de astım hastalarının sayısı 1970 yılında %59 artışla 9.6 milyon olurken, aynı dönemde 15 yaş altındaki astımlı çocuk sayısı da %41 artışla toplam 2.6 milyona ulaşmıştır. Astım nedeniyle ölümlerin sayısı 1979’dan beri %68 artışla yılda 4,400 dür.

Nezle, tavuk karası, kızamık ve verem gibi bakteri ve virüslerin yol açtığı ENFEKSİYON HASTALIKLARI, iç ortamlarda yayılabilir. Bazı enfeksiyonlar da kişisel temas sonucunda bulaşırlar. Hava dolaşımının yeterli olmadığı kalabalık ortamlar bulaşmayı kolaylaştırır. Bazı bakteri ve virüsler ise binalarda ve havalandırma sisteminde gelişirler. Örneğin; bazen ölümcül enfeksiyonlara, pontiak ateşine ve grip benzeri belirtiler veren lejyoner hastalığına sebep olan bakteri bazı yapıların havalandırma sistemlerinde dolaşmaktadır.

İç Hava ve Sağlığınız

İç hava kirleticilerinin sağlığımız üzerindeki olumsuz etkileri hemen veya muhtemelen yıllar sonra görülecektir. İlk belirtiler; gözlerde, burunda ve boğazda yanma, baş ağrısı, baş dönmesi ve yorgunluktur. Bu gibi belirtiler kısa sürelidir ve tedavi edilebilir. Eğer zararlı olan kirleticiler tespit edilebilirse, bunlardan uzak durmak sorunu tek başına çözebilir. Astım, aşırı hassasiyet pnömonisi gibi bazı hastalıkların belirtileri, kirleticilere maruz kaldıktan kısa bir süre sonra ortaya çıkabilir.

İç hava kirleticilerine kısa sürede reaksiyon gösterme ihtimali birkaç faktöre bağlıdır. Yaş ve kişinin tıbbi geçmişi iki önemli faktördür. Diğer durumlarda, kirleticilere reaksiyon gösterme hassasiyete bağlı olup büyük oranda kişiden kişiye değişiklik arz etmektedir. İlk belirtiler, viral enfeksiyonlar veya soğuk algınlığı ile benzerlik gösterdiğinden bunun kirleticilerden kaynaklandığını belirlemek güç olmaktadır. Bu nedenle, belirtilerin ortaya çıktığı zaman ve yere özel dikkat göstermek gerekmektedir. Eğer kişi çalışma ortamından ayrıldığında belirtiler kayboluyor ve döndüğünde tekrarlıyorsa muhtemel iç ortam kirleticileri gündeme gelebilir. Bazı etkiler, çalışma ortamından yetersiz taze hava veya ısıtma, soğutma ve nem koşullarından dolayı daha kötüye gidebilir. Sağlık üzerindeki diğer etkiler yıllar sonra veya kirleticilere uzun ya da sürekli maruz kalma sonucu da ortaya çıkabilir. Bazı nefes alma zorlukları, kalp problemleri ve kanser gibi sonuçlar ölümcül olabilir. Bu nedenle, belirtiler açık olmasa dahi çalışma ortamında hava kalitesini iyileştirme konusunda yeterli çabayı göstermemiz gerekir.



bizde bu bilgiler ışığında, havalandırma havalandırma bakımı konusunda araştırma yaparak, topluma faydalı olmaya çalışıyoruz